Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Sayfamızı ziyarete devam ederek çerez kullanımını onaylamış olacaksınız. Gizlilik Politikası ve KVKK
Mimarlıkta Doğadan Öğrenme Paradigması

Mimarlıkta Doğadan Öğrenme Paradigması

Bilim ve teknoloji tarihine bakıldığı zaman kimya, fizik ve matematik gibi temel bilimlerdeki gelişmelerin 19. ve 20.yy’ a damgasını vurarak pek çok teknolojik gelişimin önünü açmış olduğu görülürken günümüzde ise benzer biçimde, biyolojinin bu yüzyıla dair söyleyeceği çok sözünün olduğunu söylemek mümkündür. [1]

Çok uzun zamandır duyduğumuz ancak üzerine pek de bilgimiz olmayan kök hücre bilimi, gen, genetik, DNA, m-RNA gibi kavramlar belki de yaşadığımız Covid-19 pandemi sürecinin de etkisiyle günlük hayatımızın birer parçası haline gelmiş olabilir mi? Peki ya biyoloji bilimine ait bu kavramları yapı sektörü ile nasıl ilişkilendirebiliriz? Biyomimesis kavramı neyi ifade etmektedir? Yapı sektöründe bu kavram nasıl karşımıza çıkmaktadır?

Şüphesiz ki yaşadığımız zorlu pandemi sürecinin, tüm insanlığı pek çok farklı alanda etkilediğini ve değiştirdiğini söyleyebiliriz. Hızlı ve beklenmedik bir biçimde hayatımızın akışını değiştiren bu sürecin yaşam tarzlarımızın yanı sıra konuştuklarımızı ve ilgi duyduklarımızı değiştirdiğini de gözlemleyebiliriz. 

Pandemi süreci ve hayatımıza etkisi dışında; insanlık, geçmişinde yaşadığı birçok diğer probleme çözüm olarak kendisinin de bir parçası olduğu doğayı örnek alarak birçok yeni oluşum ve keşif ile geliştirmiştir. Tabi böylece çok da yeni olmayan bir çözüm yöntemi olarak "Biyomimikri" fikri hem mühendisler hem de tasarımcılar için cazibesini her dönemde korumaktadır. Çünkü bir fikir olarak "Doğa'da her şey kendi formunu kendi üretir ve bu en ideal halde gerçekleşir." Görüldüğü gibi daha önceleri de hayatımızda olan doğadan öykünme fikri yaşadığımız sürecin de etkisiyle her geçen gün eski-yeni pek çok kavramı sentezleyerek yerini sağlamlaştırmaktadır.

Biyomimesis, Benyus tarafından 1990’ların sonuna doğru tanımlanarak literatüre kazandırılan bir kavramdır. Yunanca bios: yaşam, mimesis: taklit etmek kelimelerinden türetilen biyomimesis, doğanın modellerini, sistemlerini, oluşum süreçlerini ve elementlerini inceleyen ve elde ettiği bilgilerden taklit ederek ya da yaratıcı ilham alarak yararlanan, problem çözmeye yönelik bir bilimdir. Benyus, doğayı model, danışman ve ölçüt olarak görebilmeyi amaçlamaktadır. Aristoteles’e göre ise insanın bütün eylemlerinde ve yapıtlarında birincil kaynak doğadır. [2]

Biyomimesis kavramı ortaya çıktığı andan itibaren, mekân üretme sanatı olan mimarinin de gözdesi olmuş, tasarımcıların ilgisini çekmiş, ilham kaynağı ve çözüm yöntemi olmuştur. Tasarımcılar kendi biyolojik yapısından ve doğadan elde ettikleri bilgiyi yapılara uyarlamış, yorumlamış ve taklit etmiştir. Metaforik ve analojik olarak mimari tasarımlarda kullanmıştır.

Sahip olduğu devrimsel, yenilikçi, evrensel, nesnel olma nitelikleriyle doğa bilimsel kavramlar ve metotlar tasarımcılar için kendi bilgi alanının sorunlarına çözüm bulabilmek için potansiyel kaynaklar haline gelmiştir. Başlarda sadece estetik açıdan mimaride taklit edilen doğa, günümüzde sadece metaforik ve analojik açıdan değil biyolojik bilgi kaynaklı yapı kabukları ve iskeletlerin üretimini de kapsamaktadır. Bu yaklaşım ile mimarinin doğaya yaklaşımı da değişmekte ve dönüşmektedir. Böylece midye kabuğu, ağaç dalı, örümcek ağı…vb. gibi doğal strüktür formlarından esinlenilerek çözülmüş pek çok yapı mimari literatürde yerini almıştır.

Zimbabve’de bulunan Eastgate Centre binasının havalandırma ve ısı düzenlemelerinin çözümünde, Afrika termitlerinin yuvalarındaki havalandırma kanallarından ilham alınmıştır. 

Deniz kabuklarının yapısal özellikleri taklit edilerek kurgulanan, İspanya’nın Valensiya şehrinde bulunan Oceanographic Deniz Müzesi’nin kullanılan betonarme kabuğu, biyomimetrik mimari tasarıma verilebilecek örneklerden başka bir tanesidir.

Bunlar ve bunlar dışında pek çok örnek mevcut bir yapı problemine, doğanın evrimsel süreç içinde geliştirdiği çözümleri inceleyerek, tasarıma aktarması ile çözüm kaynağı olmuştur. Genetik algoritmalar da hesaba katılarak yapılan bu tasarımlar biyoloji ve mimari gibi apayrı iki uçta görünen alanı birbirine harmanlamış, teknolojik gelişmelerden yararlanırken aynı zamanda da yeni teknolojiler üretmenin de yolunu açmıştır. Doğadan esinlenme fikri ortaya çıktığı ilk andan itibaren yeni tasarımların ve teknolojik gelişmelerin öncüsü olmuş ve her dönem artan ilgi ile karşılanmıştır. Öyle görünüyor ki gelecek için de gücünü korumaya devam edecek ve "Doğa'da her şey kendi formunu kendi üretir ve bu en ideal halde gerçekleşir." fikrini pekiştirecektir.

--

Kaynakça:

[1] Selçuk, S. A., & Sorguç, A. G. (2007). MİMARLIK TASARIMI PARADİGMASINDA BİOMİMESİS’İN ETKİSİ. Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dergisi, 22(2).

[2] Güler, B., 2000. Mimari-Doğa İlişkisi ve Doğayla Uyumlu Mimari Tasarım Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme, İTÜ, Y. Lisans Tezi, İstanbul.

--

Melisa KAYA

Gaziantep’te doğup ilkokul ve lise öğrenimimi burada tamamladı. 2015 yılında başladığı Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümünden 2020’de mezun oldu. Mimarlık okumak istemesinin temelinde yatan tasarım yapma, yeni bir şeyler üretme dürtüsü, 4 senelik lisans hayatı boyunca başarılı bir öğrencilik hayatı geçirmesinin temel kaynağı oldu. Akademik hayatının yanı sıra kendini pek çok alanda geliştirmenin yollarını arayarak, bu  doğrultuda pek çok etkinliğe, seminere, atölye çalışmalarına ve öğrenci proje  yarışmalarına katıldım. YAKTAŞ Firmasının organize ettiği ‘’Geleceğine Zemin Yarat / Alternatif Bir Sosyal Gerçeklik’’ konulu yarışmada arkadaşlarıyla beraber 1.lik ödülüne layık bulundu.