Yapı Kataloğu - Nitelikli Mekan Yaratma Platformu

Bize Ulaşın +90 (850) 303 27 83
  • Toner Mimarlık

Bulgaristan'ın başkenti Sofya'nın kalbinde yer alan, yeni restore edilmiş Hilton Sofia Oteli, zarafeti doğayla kusursuz bir şekilde harmanlayan biyofilik bir tasarım yaklaşımını somutlaştırmıştır. Şehrin en büyük iki parkı arasında yer alan otel, konuklarına hareketli kentsel manzaradan sakin bir kaçış sunmuştur. Hilton Sofia'nın tasarım hedefi, doğayla güçlü bir bağlantı kurarak şehrin sofistike ve modern bir temsilini sunmak olarak belirlenmiştir. Bu yaklaşım doğrultusunda, sıcak ve pastel bir renk paleti ile zengin tekstiller benimsenmiştir. Genel tasarım; Sofya'nın ve çevredeki parkların doğal bütünleşmesinden, doğadaki ışık, gölge ve yansımaların etkileşiminden, su damlaları ile dalgalanmalarının oluşturduğu desenlerden ilham almıştır.

Otelin lobisine girerken konuklar, ihtişam duygusuyla karşılanmıştır; mermer zeminler, yükselen sütunlar ve sarkıt avizeler zamansız bir zarafet yaratmıştır. Dışarıdaki parkın yemyeşil bitki örtüsü, büyük pencerelerden içeriye süzülerek bu rafine mekâna huzurlu bir fon oluşturmuştur. Krem, bej ve yumuşak gri tonlarından oluşan nötr renk paleti sakinleştirici bir atmosfer sunarken, zengin tekstil ve sanat eserlerindeki renk patlamaları mekâna çağdaş bir hava katmıştır.

Başlangıçta sıcaklıktan yoksun olan yapısal çelik elemanlar ve cam tavan, Lasvit cam yapraklarından oluşan bir avizenin mevcut yapısal elemanları sarmasıyla dönüştürülmüştür. Lobide düzenlenen etkinlikler için esneklik gereksinimi mobilya seçimlerini doğrudan etkilemiştir. Sıcak aydınlatmalar ve davetkar bir arka plan, dışarıdan görülebilen konuklar için çekici bir alan yaratmıştır. Lobinin soğuk ve resmi havası, daha sıcak metalik yüzeylerle tamamen değiştirilmiştir; toprak yeşili metalik tonlar, yeşil mermerlerle harmanlanmıştır. Sarmaşık desenli, özel oyma 3 boyutlu mermer paneller resepsiyon bölmelerini kaplayarak sofistike biyofilik tasarıma katkı sağlamıştır. Otelin, şehir ve Vitosha Dağı'na uzanan parkın kesiştiği noktadaki konumu lobi alanı için mükemmel bir ambiyans sunmuştur. Beton efektli boya, zümrüt yeşili mermerler ve bronz bakır metal kaplamalarla harmanlanmış sıcak ahşap renkleri mekânı tamamlamıştır.

Proje, doğal unsurların yapılı çevreye entegrasyonunun faydalarını en üst düzeye çıkarmak amacıyla biyofilik tasarım prensiplerini uygulamıştır. Gün ışığı ve yeşillik gibi doğal unsurların kullanımıyla enerji verimliliğinin artırılması; yapay aydınlatma, ısıtma ve soğutma ihtiyacının azaltılması, böylece enerji tüketiminin ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesi hedeflenmiştir. Bitkilerin ve doğal malzemelerin kullanımıyla hava kalitesi iyileştirilmiş; bu durum kirleticileri uzaklaştırmaya ve oksijen seviyelerini artırmaya yardımcı olarak bina sakinlerinin sağlığı ve refahı üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır. Ayrıca tasarım, doğayla daha derin bir bağlantı kurmayı teşvik ederek çevreye yönelik farkındalığı ve takdiri artırmıştır. Biyofilik tasarım, doğal unsurları yapılı çevreye entegre ederek sürdürülebilirliğe bütünsel bir yaklaşım sunmuş; yalnızca estetik açıdan hoş değil, aynı zamanda insanlar ve gezegen için de faydalı alanlar yaratmıştır.