Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Sayfamızı ziyarete devam ederek çerez kullanımını onaylamış olacaksınız. Gizlilik Politikası ve KVKK
Zaman İçinde Kapılar

Zaman İçinde Kapılar

Günümüzde en eski yapıt ve tapınak olarak Göbeklitepe kabul ediliyor. Bu eski yapıda dahi kapı görevi gören dönemin koşullarına uyum sağlayacak kompozisyonda şekillendirilmiş, günümüz yapı standartlarına pek uymayan bir model mevcut.

Çatalhöyük de buna benzer örneklerden biridir. İlk yerleşim yeri olarak kabul gören  bu yapılar topluluğunda da kapı görevi gören fakat işleyişi bakımından pek de şu  anki alışılagelmiş ürünlere uymayan o dönemin ham maddesi ve bilgi birikimi ile ihtiyaca yönelik bir kapı modeli ile karşılaşıyoruz. Tarihten ilham alarak kapıların  nesiller boyu insan yaşamında yer edinmiş, yapıların bir parçası olmuş denebilir. 

 Yapının her bir parçasındaki fonksiyonel farklılaşmalar kapıların şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Böylece yapı ile bütünleşen farklı desenlerde, boyutlarda, ham  maddelerde ve işlemelerdeki kapılara kendine has ruhu verilmiştir. Kalıplara sığmayan bu üslupla boşluğu tanımlayan, tanımlı olan bu parçaları isimsiz kimliklere  kavuşturan, tanımlayıcı, bütünleştirici bir eleman haline getirmiş oluyoruz. Örneğin, çalışma prensibine uyan, fonksiyonelleşmiş bir yangın kapısına harflerle bir kimlik vermek gerekmez. Çünkü ihtiyaca hizmet eden her kapı modelinde olduğu gibi bunda da görüntüsüyle kendi mevcudiyetini kullanıcılara ispatlamıştır. Bir başka  deyişle kendi dilinde kullanıcılarına yön vermiştir. Bu yönelim kullanıcının yapıyla olan uyumunu gösterir.  

Belki de labirentlerde farklılıkları ayıran ve bir o kadar da bütünleştiren yapı  elemanı olmadığı içindir ki kullanıcı ile aralarında uyuşmazlık olur. Kullanıcıyı  karamsarlığa düşüren duvarlarla çevrili koridorların tanımsız boşluklarıdır. Bu tanımlama yaşamımızın çoğu alanında karşımıza çıkıyor. Yapılan her bina ile  boşluğu tanımlayan bir hacim yaratmış oluyoruz. Her boşluğun içinde bir doluluk;  her doluluğun içinde bir boşluk olduğunu düşünürsek mevcut hacmin bir boşluğa da sahip olabileceği kanısına varabiliriz. Bu varsayım ile farklı fonksiyonların bir bütün olarak farklılaşmasını sağlamış oluyoruz.  

Özgün tasarımlarla şekillenen bölünmeler sonucu boşluğu tanımlayan hacimlerde de doluluk ve boşluklar yaratarak bilinçli üretilen tanımlamalar yapılabilir.  Duvarların bölümlenmeyi sağlaması tanımlama için yeterli olmuyor. Bölümlere ayrılan parçalar kendi içinde farklılaşarak bütüne ayak uyduruyor. Her parçanın  kesiştiği bir boşluk vardır ve bu boşluğu da kapı olarak tanımladığımız yapı malzemesi ile tamamlamış oluyoruz. Yapılan tanımlamalar bir döngü olarak düşünülebilir. Tanımladığımız alanlar içinde de yeni tanımlı alanlar ve boşluklar oluşturabiliyoruz. Bir bütüne hizmet eden her parça etrafını şekillendiren bir akışa ayak uyduruyor. Boşlukların kesişimi ile sonlanan kapılar bir yönelim aracı olarak da kullanılıyor. Bu yönelim ile sürekliliği olan akıcı mekânlar oluşuyor.

Her usta kendine has bir özveri ile hikâyeleştirerek nakış nakış işlediği eski Türk evi kapılarından bahsetmeden geçmek olmaz. Her kapı her ev gibi farklı bir anlam  ifade ediyordu. Kapı üzerindeki süsler ve işlemeler ev ahalisi hakkında hatırı sayılır bilgiler verdiğini öğrendiğimde günümüz koşulları ile mukayese etmeye başlamıştım.  Kapı işçiliği el emeğine sırt vermişken toplu konutlardaki ani artışlar ile benlikten öte miktara önem verilmiştir. Bu farklılaşmaların toplumda net görülen değişimlere  yol açtığını söyleyebilirim. Bu değişim daha çok içe dönük bir yaşantıyı beraberinde getirdi. Kapıların bize anlattıkları gerisinde yaşayanlarla alakalı değil de daha çok bir parçası olduğu yapılara yönelik denebilir. Zaten içerisinde iki veya daha fazla daire bulunan apartmanların aynı modeldeki daire kapılarına veya bina kapısına, her daireye sığdırılan farklı hayatların enerjisini nakşetmek elbette ki zordur. 

Yaşantımızda önemli bir yere sahip olan bu değerlerdeki değişimin ilk kıvılcımları Sanayi devrimi ile başlamıştır. Sanayi devrimi ile birlikte tekdüze üretime geçişin kapıları açılmış oldu. İş gücünün azalması ve kısa sürede ürün elde edilmesi sektörde yer edinmesini hızlandırdı. Bu ve benzeri sebepler sonucunda el emeği ile üretim gün geçtikçe azalmaya başladı. El emeği ile yapılan her işin bir  hikâyesi vardır. Hem ustanın emeğini, uğraşını görebilirsiniz her bir nakışta hem de ev sahiplerini sessizce anlatır gibi bakan bir çift göze. Her ev kendince hikâyeleştirerek süslerle donatır kapısını. Kapı; endüstriyelleşme ile birlikte tek başına bir hikâye olmak yerine yapı ile bütünleşerek hikâyenin bir parçası haline gelmiştir. 

----

Zeynep ÖRÜM

Zeynep ÖRÜM, Gaziantep Üniversitesi Mimarlık Fakültesi 4.sınıf öğrencisi. Örüm, mimarlığı nefes alan canlı bir oluşum olarak görüyor, mimarlığın binlerce hücreden meydana geldiği varsayıldığında her uğraşısının sonucunda yeni hücreler keşfediyor. Mimarlığın bir yaşam biçimi olduğuna, sadece binaları değil içerisinde yaşayan insanların yaşamlarını da şekillendirdiğini düşünen Örüm’ün ilgi odağı yenilenme ve iyileştirme süreçleri. Bu konuda Türkiye’de kısmen doğru bulmadığı çözümlerden biri olan “kentsel dönüşüm” üzerine kafa yoruyor.