Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Sayfamızı ziyarete devam ederek çerez kullanımını onaylamış olacaksınız. Gizlilik Politikası ve KVKK
Söyleşi | Y. Korcan Yaramancı -  Schneider Electric

Söyleşi | Y. Korcan Yaramancı - Schneider Electric

Enerjinin her geçen gün kritik öneminin arttığı dünyamızda, enerji ikilemine çözüm aramak, paydaşlarına örnek olarak onları bu alanda ilerleme sağlamaya teşvik etmek ve enerjiye ulaşamayan insanları temiz ve güvenli enerjiye kavuşturabilmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Schneider Electric, otomasyon ve dijitalleşme alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden biridir.

Bizler de Yapı Kataloğu olarak dijitalleşmenin giderek daha da hızlandığı bu günlerde, çok daha önemli bir ihtiyaç haline dönüşen enerjinin doğru ve verimli kullanımı alanında, verimlilik ve sürdürülebilirlik için dijital enerji ve otomasyon çözümleri sağlayan Schneider Electric hakkında daha detaylı bilgi almak için Schneider Electric Türkiye’nin Proje Geliştirme Mühendislerinden Y. Korcan Yaramancı ile bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Günümüzde enerji denildiğinde akla gelen ilk markalardan biri de Schneider Electric. Firma olarak globalde ve Türkiye’de yaptığınız çalışmalardan kısaca bahsedebilir misiniz? 

Schneider Electric, 185 yıllık köklü bir tecrübeye sahip küresel bir marka olarak enerjinin güvenli, güvenilir, verimli ve çevreci bir şekilde yönetilmesinde aktif rol oynuyor. Endüstrileşme, şehirleşme ve dijitalleşme trendlerine paralel olarak artan enerji ihtiyacına cevap verebilmek amacıyla teknolojik çözümler geliştiriyor. Dünyada 100’den fazla ülkede 135 bin çalışanı bulunuyor.

Türkiye'de ise 1987 yılından bu yana hizmet vermekteyiz. Manisa ve Gebze’de bulunan yeşil bina sertifikalı 2 üretim tesisimiz, 1500’ün üzerinde çalışma arkadaşımız ve 200’e yakın yerel iş ortağımız ile faaliyet gösteriyoruz. 

EcoStruxure mimarisi adını verdiğimiz bina, veri merkezi, endüstri ve altyapı sektörlerine sunduğumuz enerji verimliliği çözümlerimiz sayesinde ülkemiz enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanımına 30 yılı aşkın süredir katkıda bulunuyoruz.

Türkiye ekonomisinin gelişimi için yatırım yapmayı ve katma değer üretmeyi kesintisiz sürdüren bir şirket olarak, Türkiye’de ürettiğimiz yenilikçi ürünlerimizin yüzde 70’ini 80’i aşkın ülkeye ihraç ediyoruz.

Kullanılan enerji miktarı, üretim esnasında ortaya çıkan atıklar vb. gibi birçok kriter; yapı sektörünün dünyaya olumlu/olumsuz etki bıraktığını bizlere gösteriyor. Bu da yapı sektörü firmalarının sürdürülebilir bir gelecek inşa etme aşamasında aktif olarak rol almasına neden oluyor. Schneider Electric olarak takip ettiğiniz enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik politikalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Schneider Electric olarak tüm çalışmalarımızı ‘sürdürülebilirlik’ çatısı altında ele alıyoruz. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri’ne paralel olarak 2021-2025 yıllarını kapsayan 6 ana hedefimiz var. Yeşil gelirlerimizi %80 oranında artırmayı, müşterilerimizin 800 megaton karbondan tasarruf etmesini hedefliyoruz. Ayrıca en büyük 1000 tedarikçimizin operasyonlarından kaynaklanan CO2 emisyonlarını %50 azaltmayı planladık. Ürünlerimizde yeşil malzeme içeriğini %50 artırma, birincil ve ikincil ambalajlarımızın %100’ünü tek kullanımlık plastikten arındırma ve geri dönüştürülmüş karbon kullanmak hedeflerimiz arasında. Diğer önemli hedeflerimiz ise güven ilkelerine uygun hareket etmek, işe alımlarda adil fırsatlar yaratmak ve cinsiyet çeşitliliğini artırmak olarak gündemimizde yer alıyor. 

Son dönemlerde oldukça dikkat edilen bir konu da enerji verimliliği. Yapılarda enerji verimliliği nedir?

Dijitalleşmenin giderek daha da hızlandığı bu günlerde, enerjinin doğru ve verimli kullanımı çok daha önemli bir hale geldi. Ürünlerin ve hizmetlerin, tedarik edilme, üretilme, teslim edilme ve tüketilme şekli giderek daha fazla bilgi teknolojileri tarafından yönlendirilmekte. Artık daha fazla iş uzaktan yapılabiliyor, daha fazla etkileşim dijital ve daha fazla işlem otomatikleştiriliyor. Hemen hemen tüm endüstriler, teknolojide kuantum sıçraması geçirerek verimlilik, sürdürülebilirlik ve kârlılığa giden yeni yollar açıyor. Bu noktada enerjinin verimliliği, sadece üretim ve hizmet sunan büyük tesislerde değil, aynı zamanda küçük işletmelerde, ev ve ofislerde de artık kritik önem taşıyor. Bu sıçramada pandemi önemli bir rol oynadı ve binaların verimlilik ve sürdürülebilirlik bağlamında yeterliliklerinin sorgulanmasına neden oldu. 

Yapılarda enerji verimliliği, temel olarak akıllı, dijital ve uçtan uca bağlı sistemlerle minimum kaynaktan maksimum fayda elde edilmesi anlamına geliyor. Bugün binalarda, yeni nesil IoT sistemlerinin mimarisini oluşturan “Haberleşen Cihazlar”, “İzleme ve uzaktan Kontrol Sistemleri” ve “Analitik Çözümler” kullanılarak enerji verimliliği oluşturuluyor. Bu verimlilik sayesinde çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik konularında büyük faydalar elde edilebiliyor.

IoT ve bulut tabanlı veri analiz sistemlerinin gelişmesi ile özellikle bina yönetim sistemlerinde köklü bir değişim başladı. En temelde akıllı binalar sensörlerle donatılırken, bu sensörler binadaki ısıtma-soğutma (HVAC) sistemlerini, mekanik sistemleri, elektrik ağındaki kesici, UPS, trafo gibi kritik varlıkları izlemek için kullanılıyor. Bu sensörler topladıkları bilgileri bulut tabanlı ortama aktarıyor ve bina operatörleri kontrol ve izleme yazılımlarıyla bu bilgileri izleyip kontrol ederek sistemlerini yönetiyorlar. Aynı zamanda bu veriler yapay zeka algoritmalarıyla analiz edilebiliyor.

Bu yeni süreçte uzaktan sistemlere geçilmesi ile birlikte özellikle ofisler için önem kazanan bir diğer konu ise “aydınlatma otomasyonu”. Aydınlatma otomasyonu oluştururken, varlık sensörü kullanılarak gereksiz aydınlatmalar otomatik kapatılması sağlanabiliyor.

Öte yandan hem fabrika hem de ofisler için, ısıtma soğutma sistemlerinin otomasyonu olarak da adlandırabileceğimiz “mekanik otomasyon”un da öne çıktığını söyleyebiliriz. Mekanik otomasyon sayesinde ısıtma soğutma sistemlerindeki enerji kayıpları azaltılabilirken, izleme sistemi olsa dahi görülemeyen bazı kayıp ve kaçaklar yapay zeka algoritmaları ile tespit edilebiliyor. 

Yapıda enerji verimliliği sağlamak adına Schneider’in devam eden ürün üretimleri veya ar-ge çalışmaları var mı?  

Bu alana öncülük eden bir kurum olarak biz, enerjiye ihtiyaç duyan altyapılar, binalar, veri merkezleri ve endüstriyel tesisler gibi gereken her yerde dijital dönüşümü mümkün kılıyoruz. Uçtan uca çözümlerimiz, bulut bağlantılı ürünlerimiz, kontrol ve izleme yazılımlarımızla komple bir çözüm sunuyoruz. Böylelikle müşterilerimizin verimlilik ve sürdürülebilirlik çalışmalarına destek oluyoruz. Nesnelerin İnterneti platformumuz EcoStruxure ile sadece verimlilik sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda müşterilerimizin ciro ve kârlılığını destekliyoruz. 

Buna bir örnek vermemiz gerekirse; İstanbul Havalimanı Türk Hava Yolları binalarında Schneider Electric EcoStruxure yazılımları ve çözümleriyle yılda %10 ila 12 arasında enerji tasarrufu sağlayacak bir iş birliği başlattık. Proje tamamlandığında, Türk Hava Yolları tesislerinin karbon emisyonlarının azaltılmasına, sağlık, güvenlik ve siber güvenlik seviyelerinin de artırılmasına yardımcı olmayı hedefliyoruz.

Öte yandan sürdürülebilirlik temelli yaklaşımı benimsememiz artık her ürün ya da çözümümüzü enerji verimliliğine odaklıyor. Bu da bizleri ciddi süreç ve yatırımlara sahip olan ÜR-GE ve AR-GE çalışmalarına yönlendiriyor. Bu ürünlerden birisi de UPS, yani Kesintisiz Güç Kaynaklarıdır. Önceden UPS’ler sadece, yapıların ve sistemlerin inşası-işletimi sırasında kullanılan tüm elektro-mekanik cihazları da korumakla yükümlüydü. Ancak artık UPS’lerin enerji verimliliği de çok kritik önem taşıyor.

Bahsettiğiniz UPS yani Kesintisiz Güç Kaynakları hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz? 

Bu ürünlerimiz, elektrik kesildiğinde veya güvenli seviyelerin dışında dalgalanmalar olduğunda, kesintisiz güç kaynağı bağlı hassas ekipmanlar için anında yedek akü gücü, voltaj regülasyonu ve aşırı gerilim koruması sağlıyor. UPS’ler kasalar ve mağaza yönetiminde, kesintisiz üretimin kritik olduğu makinalarda, asansörlerde, bina yönetimi ve güvenlik ekipmanlarında, medikal cihazlarda ve bilgisayar, fabrikalarla birlikte iş istasyonları gibi hayatın her alanında kullanılıyor.

Enerji verimliliğini artırması ve sürekliliğin sağlanabilmesi için kullanılacak tüm enerji gerektiren cihazların korunması gerekmektedir. Hem cihaz ömrünün uzamasını sağlamak hem de olası bir enerji hasarından kaçınabilmek adına kesintisiz güç kaynağı kullanmak enerji verimliliğini artırırken, enerji de sürdürülebilirliği sağlıyor.

Schneider Electric ve APC, 40 yılı aşkın deneyim ve ilklere imza atan Ar-Ge çalışmaları ile dünyanın pazar lideri ve en çok çalışan UPS sayısına sahip teknoloji lideri UPS markası olarak tüketicilere verdiği güven ile ön plana çıkıyor. 

Küresel ölçekte yerel pazarlara özel olarak geliştirdiğimiz hem 1 faz hem de 3 faz UPS’lerimiz, %99’lara varan yüksek enerji verimliliği sunuyor. Bağlı olan yükleri dalgalanmalar, ani artışlar, yıldırım ve diğer şebeke bozukluklarından korumasını sağlayan güç koşullandırma özelliği bulunuyor. Bu sayede başlangıç yatırım maliyetlerine ek olarak operasyonel maliyetlerde de ciddi tasarruflar sağlıyor ve böylece toplam sahip olma maliyetleri (TCO) önemli ölçüde azalıyor. Her ne kadar ‘kesintisiz güç kaynağı’ denilince akla sadece ‘kesinti anında enerjinin sorunsuz bir şekilde devam etmesini sağlayan cihaz! gelse de, bu ürünlerimiz bağlı ekipmanları koruma, uzun ömürlü ve yüksek verimli çalışmasıyla sürdürülebilir bir gelecek sunuyor. 

Schenider Electric’in önümüzdeki dönemde enerji verimliliği ve dijitalleşme alanında ne tür çalışmaları ve yenilikleri olacak?

Bugün Schneider Electric’in küresel portföyünün %50'sinden fazlasını müşterilerimizin ortak İklim Eylemlerine ulaşmalarını sağlayacak karbonsuzlaştırma çözümleri oluşturuyor. Şirketimiz güncel olarak yenilenebilir enerji kullanımında %80 paya ulaştı; karbon nötr taahhüdünü 2025'e, net sıfır taahhüdünü ise 2030'a çekti.

Türkiye özelinde ise sektördeki Endüstri 4.0 ve dijitalleşme dönüşümünün sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma ve yeniliği teşvik etme anlamında sağladığı gücü tüm paydaşlarımıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu projelerden örnek vermemiz gerekirse; pandemi döneminde iş yükü artan sağlık sektöründe 1.250 yatak kapasiteli Türkiye'nin altıncı büyük hastanesi olan Konya Karatay Entegre Sağlık Kampüsü'nde gerçek zamanlı enerji izleme ve kestirimci bakım hizmetini devreye aldık. Bu sayede enerji verimliliği arttı ve OPEX'te yüzde 20'lik bir azalma sağlandı. Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde ise uyguladığımız EcoStruxure yazılımı ile elektrik ve su şebekelerinin tüketimini, gerçek zamanlı olarak kontrol edilmesiyle yaklaşık 1,200 ağır sanayi müşterisinin daha güvenilir, güvenli ve sürdürülebilir enerjiye ulaşmasında rol aldık. Bunun gibi pek çok sıra dışı proje ile Türkiye’nin uçtan uca, güvenilir, verimli, kârlı ve güvenli bir şekilde dijitalleşmesinde rol alıyoruz.

Schneider Electric olarak bu ve benzeri projelerimizle ülkemize önemli değerler sunarken bir yandan da bu alanda gelişim ve farkındalık çalışmalarını desteklemeye odaklanıyoruz. Bu kapsamda İstanbul İnovasyon Merkezimiz sayesinde Türkiye’nin dijitalleşmesine ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.